YARIM KALAN YENİŞEHİR ANKARA

YARIM KALAN YENİŞEHİR ANKARA

YARIM KALAN YENİŞEHİR ANKARA

MANİFESTO

Hikayeler gündelik yaşantının içinde, mekanlarda saklanırlar. Yenişehir’in hikayesi de anılarının sürekli değişime uğraması sebebiyle yarım kalmıştır. 
 
Mustafa Arslantunalı, Sevgi Soysal’ın ‘Yenişehir’de Bir Öğle Vakti’ romanına yazdığı önsözde “Hoş, Ankara’ya gittiğimizde Yenişehir’i arar, bulamazsınız. Aradan geçen on küsür yıl içinde Kızılay tarafından yutuluvermiştir” diyerek bu değişimi vurgular. Tamamlanamamış, başlangıcı anımsanmayan, herhangi bir sona bağlanmayan, yarım kalmış hikayelerin mekanı Yenişehir, bir çiçek dürbününden baktığımızda renklerin iç içe geçmesi gibi geçmişin izlerini günümüze taşır. Geçmişin buluşma noktası günümüzün geçiş alanına karışır; yer, zaman, mekan ve insanlar iç içe geçer.
 
TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesinin düzenlediği “Yarım Kalan Yenişehir” atölye serisi; yarım kalan, arada bırakılan, çakışan, birleşen ve ayrılan, tamamlanamayan hikayelerin ve bu hikayelerin yarım bırakıldığı mekanların izlerini sürmeyi amaçlar.

Bir Yarım Kalmışı Unutamama Hikayesi 
‘‘Zeigarnik Etkisi’’
‘... Yenişehir’in yarım kalmışlığı ve bunun kendini hatırlatış biçimi, algılayan açısından kişiseldir. Ancak kentin imgesi tüm bu kişisel, çok katmanlı gündelik ilişkilerin birikmesi ve çakışması sonucunda kuramsal ve mekansal olarak her gün yeniden inşa edilmektedir. İlginç olan şudur; yarım kalmışlığı onu unutturmaz. 
Farklı ölçeklerde her yeni gün farklı kent imgeleri edinen Yenişehir, toplumsal hafızada yer tutan hikayelerin hatırlatıcısı olan kamusal mekanlar da yaratmaya devam etmektedir; meclisin önündeki 15 Temmuz Anıtı ya da Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı gibi...’

Yedi Parça
Bir yere ait hissetmek için 7 yıl yaşaman gerekir derler. Peki öyle midir gerçekten? Hiçbir yerde 7 yıl yaşamamış olanlar köksüz ve yarım mıdır? 
Belki de bunun yerine şöyle demeliyiz: Nereye gidersek gidelim, nerede olursak olalım; o an o yeri paylaştığımız diğer kişilerle tamamlanırız. 
Geçmişlerimizden bağımsız. Bir zamanın yeni şehri, şimdinin metropolünde çoğullukların ve bu tamamlanmaların en önemli sahnelerinden birisi.

“Hayatınızdaki herhangi bir olay coğrafi ve tarihsel olarak konumlandırılabilir ve her olay kendinizin ve başkalarının yaşamındaki sayısız pek çok olay ile ilişkilidir. 
Herkesin hayat hikayesi her an sayısız diğer hikayeyle kesişir ve insan deneyiminin karmaşıklığını ortaya koyan katmanlı ağlar yaratır. 
Büyük ya da küçük oluşu fark etmeksizin, her hikaye önemlidir, her ses duyulabilir, her olay yakalanabilir.”


“Şu dünyada düşeceksen yollara,
İyisi mi yedi kez doğmaya bak.
Bir kez, yangın çıkan bir evde doğ,
Bir kez, buzdan soğuk sellerde,
Bir kez, azgın deliler arasında,
Bir kez, olgun bir buğday tarlasında,
Bir kez de kimsesiz bir manastırda.
Bir ağızdan ağlayan altı bebek, yetmez:
Sen kendin yedinci olmaya bak.
…”
(Atilla Jozsef, Yedinci)