FEYEZAN/OVERFLOW

FEYEZAN/OVERFLOW

FEYEZAN/OVERFLOW

“Fiziksel mesafe” diyemediler de “sosyal mesafe” buyurdular dünyayı yönetenler, çünkü istedikleri bu! Birleşmeyelim, hep ayrılalım, ayrışalım; fikir ve dava birliği içinde olmayalım! Ne kadar çok alt grup bölünmesi olursa o kadar iyi, onları birbirine çatarsın; onlar birbirini yerken keyfine bakarsın! İnsanları bedenen birbirinden ayırarak bir çok şeyi çevrimiçi ortama yığıyorlar ki insanların kişisel ve mahrem verilerini daha kolay toplayabilsinler; eğilim araştırması adı altında eğilim belirlesinler ve bize istedikleri yaşam formlarını dikte edebilsinler. Onların dayattıklarını tükettikçe tükenelim, biz tükendikçe onlar bizi ticari tıp marifetiyle tekrar tüketmek üzere diriltsinler: Zamane pilleri gibi; tüket, şarj et, tüket, şarj et, tüket, şarj et, TÜKET!
 
Bu sergiyi oluşturan seriler arasında yer alan “Başka tas başka hamam,” kendinden başkasını gözü görmeyen ve dünyayı yöneten şebekenin kalbi olan iş dünyasına görsel bir hiciv olarak ortaya çıktı. Kendini bile tüketen kapitalizmin salgınla iyice yerinden oynayan temelleri, devamlı düşen performans grafikleri, batan ve kurtarılan şirketler, fiziki karşılığı olmayan likit servetler, içleri doldurulamayan lüzumundan büyük gökdelen ofislerine dokunan bir görsellik söz konusu. “Dünya dönüyor sen ne dersen de!” adlı 2 dakikalık tek kanal video çalışmasıysa, salgına neden olan gözle görülemeyen varoluş biçiminin temsili üzerinden kürenin merkezine inmeye çalışıyor.
Düşünce heykellerinin odaklandığı iki ana konu ise küresel ölçekte egemen şebeke örgüsü ve bu örgünün bireyselleşme üzerinden direttiği sosyal mesafe. Heykeller bir yandan, bildik örgü sistemlerine uymayan devingen çatkılarla şebekenin çöküşünü temenni ve temsil ederken; diğer yandan hapsolma, tecrit, izolasyon, mesafe kavramları çerçevesinde kendine yetme ve müştereklerde buluşma dengelerini gözetmeye çabalıyor.
 
Serginin merkezine oturan ve mesafeye karşı duran “Beraberlik manzaraları” serisinin meselesini ise kıymetli Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’den alıntı ifşa ediyor: “Gel, gel, ne olursan ol yine gel, … Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir, … Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol! …”
 
Murat Germen

Those who rule the world couldn’t say “physical distance” but they instead stated “social distance” as this is what they desire! They don’t want us to unite; but part ways with no solidarity in idea and cause. The more break ups there are within the society the better; divide, sow discord, watch the battle and secure your régime. They shift almost everything towards online environments by physically separating people from each other, so that they can collect personal and private data more easily, set trends under the name of trend research, dictate life forms. Let us run out as we consume their impositions, and as we run out, let them resurrect us through commercial medicine to consume again; like batteries of today: Consume, recharge, consume, recharge, consume, recharge, CONSUME!
 
Among the series that make up this exhibition, “Business as Unusual” emerged as a visual satire for the self-centered business world, which is the heart of the network that rules the world. The foundations of capitalism -which depletes even itself - dislodged by the epidemic, constantly falling performance graphics, companies that sink and get rescued, liquid fortunes without physical counterparts, exceedingly outsized yet vacant skyscraper offices are sarcastically visualized. The 2-minute video titled “World spins no matter what!” tries to land on the center of the globe through portrayal of an invisible existence form that caused the pandemic.
The two main issues that the ‘reflexion sculptures’ focus on, are the globally dominant networks and the social distance that this grid insists on. On one hand, the sculptures wish and represent the collapse of the grid through dynamic frames that do not conform to the usual patterns. On the other hand, they try to maintain the balance of self-sufficiency and collectivity within the framework of the concepts of confinement, isolation and distance.
 
A quote from the precious Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (Jelaluddin Rumi) reveals the issue of the “Humanscapes of Solidarity” series, which is located at the core of the exhibition and defies distance: “Come, come, whoever you are, ... Ours is not a lodge of despair, … Appear as you are, be as you appear! …”
 
Murat Germen